Gayrimenkul Danışmanı Serap Taşçı bugünkü yazısında gayrimenkul piyasasında Eylül ayı ile birlikte yeni sezonun geldiğini belirtti.
İşte Serap Taşçı’nın o yazısı…
Eylül Geldi: Gayrimenkulde Yeni Sezon, Yeni Dengeler!
Yaz ayları gayrimenkul sektörü içn her zaman yıl içerisindeki diğer dönemlere göre farklı geçer. Tatiller, şehir dışı programları ve yazlık bölgelerdeki hareketlilik derken konut piyasasının temposu da dönemsel olarak değişir. Ancak Eylül geldiğinde tablo yeniden değişmeye başlar.
Okulların açılması, şehir hayatının normale dönmesi ve ertelenen kararların yeniden masaya gelmesiyle birlikte gayrimenkulde hareketliliğin artmasını beklediğimiz bir döneme girdik.
Peki bu sonbaharda bizi nasıl bir piyasa bekliyor?
Eylül 2026’nın en önemli konusu fiyatlardan çok, doğru fiyatlama ve doğru zamanlama olacak. Aslında bu konuyu önceki yazılarımda da sık sık vurgulamıştım.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Temmuz 2026 verilerine göre Konut Fiyat Endeksi aylık %1,5 artarken, yıllık nominal artış %25 seviyesinde gerçekleşti. Ancak reel olarak %5,1’lik bir gerileme söz konusu. İstanbul’da ise konut fiyatları yıllık bazda %27,7 arttı. (TCMB)
Bu rakamlar bize aslında önemli bir şey söylüyor: Konut fiyatları artıyor gibi görünse de, enflasyon etkisinden arındırıldığında piyasanın aynı ölçüde değer kazanmadığı bir dönemden geçiyoruz.
Dolayısıyla bugün gayrimenkul satışında sadece “fiyatlar arttı” demek yeterli değil. Alıcı artık daha fazla araştırıyor, daha fazla karşılaştırıyor ve satın alma kararını verirken yalnızca metrekare fiyatına değil; lokasyona, binanın niteliğine, ulaşım imkanlarına, aidata, deprem güvenliğine ve gelecekteki değer potansiyeline bakıyor.Kiralar tarafında ise tablo biraz daha farklı.
Temmuz 2026’da Yeni Kiracı Kira Endeksi Türkiye genelinde yıllık %28,4 artarken, İstanbul’da bu artış %32,4 seviyesine ulaştı. (TCMB)
Bu nedenle özellikle İstanbul’da “kirada kalmak mı, satın almak mı?” sorusu önümüzdeki dönemde de gündemde olmaya devam edecek.
Öte yandan konut satışlarında kredi tarafındaki gelişmeler de piyasanın yönünü belirleyecek önemli başlıklardan biri. TÜİK’in Temmuz verilerine göre toplam konut satışları 123 bin 603 olarak gerçekleşti. İpotekli satışlar ise geçen yılın aynı ayına göre %23,7 artarak 23 bin 888’e yükseldi. (Veri Portalı)
Bu artışın özellikle dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. Çünkü finansmana erişimin iyileşmesi, gayrimenkulde ertelenmiş talebin yeniden harekete geçmesi açısından kritik bir faktör olduğu açık.
Eylül ayıyla birlikte sahada en çok karşılaşacağımız iki grup ise oldukça net: “Doğru zamanı bekleyen alıcılar” ve “doğru alıcıyı bekleyen satıcılar.” Burada her iki taraf için de aynı mesajı vermek gerekiyor: Gayrimenkulde artık tek başına “beklemek” bir strateji değil.
Satıcı açısından doğru fiyatlama yapılmadan piyasada uzun süre beklemek, zaman kaybına dönüşebilir. Alıcı açısından ise sadece fiyatın düşmesini beklemek, özellikle lokasyonu ve niteliği doğru olan bir gayrimenkulü kaçırma riskini beraberinde getirebilir.
Benim sahadaki gözlemim şu: Piyasa tamamen durgun değil; sadece daha seçici! Alıcı daha bilinçli, satıcı daha gerçekçi olmak zorunda. Ve gayrimenkul danışmanının rolü de tam bu noktada her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.
Çünkü işimiz yalnızca bir taşınmazı göstermek değil. Doğru fiyatı analiz etmek, bölgeyi okumak, alıcının ihtiyacını doğru anlamak ve her iki taraf için de sürdürülebilir bir işlem zemini oluşturmak.
Eylül benim için bu nedenle sadece yeni bir ayın başlangıcı değil, gayrimenkul piyasasındayeni sezonun başlangıcı. Sonbaharın hareketliliğiyle birlikte önümüzdeki aylarda özellikle faiz ve finansmankoşullarındaki gelişmelerin, konut talebinin ve fiyatlama davranışlarının piyasaya yönvereceğini düşünüyorum.
Gayrimenkulde fırsat her zaman vardır.
Ancak fırsatı görebilmek için piyasayı sadece rakamlardan değil, sahadan da okumakgerekir. Yeni sezonun hepimiz için doğru kararlar, doğru yatırımlar ve güven veren iş birliklerigetirmesi dileğiyle…
Serap TaşçıGayrimenkul Danışmanı