2B arazileri satın aldıktan sonra yeniden satmak mümkündür. Söz konusu satış işlemleri normal tapulu taşınmazlarla aynı prosedürleri takip eder.
Gayrimenkul sektöründe yatırımcıların ve arazi arayanların sıklıkla karşılaştığı taşınmaz türleri arasında yer alan 2B arazileri, hukuki statüleri ve mülkiyet edinme süreçleri bakımından diğer arsa ve tarlalardan önemli ölçüde ayrışıyor. İsmini 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin B bendinden alan bu taşınmazlar; orman vasfını tamamen ve teknik olarak kaybettiği tespit edilerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanları tanımlıyor.
Bulundukları coğrafi konuma, zemin yapısına ve planlama şartlarına bağlı olarak bu tür yerler tarımsal üretim, konut yerleşimi veya orta-uzun vadeli yatırım amacıyla değerlendirilebiliyor. Ancak 2B niteliğindeki bir taşınmazın fiili kullanım hakkı, resmi satış kabiliyeti ve tapulandırma süreci her bir parsel özelinde birbirinden bağımsız hukuki sonuçlar doğurabiliyor.
Hak sahipleri tarafından devletten doğrudan satın alma süreci tamamlanarak tapu kütüğüne tescil edilen 2B arazileri, özel mülkiyet niteliği kazandıktan sonra genel tapu mevzuatı kuralları çerçevesinde serbestçe satışa ve devir işlemlerine konu edilebiliyor. Satış aşamasında yetkili tapu müdürlüklerine başvurularak harç ve benzeri yasal mükellefiyetlerin eksiksiz kapatılması, işlemlerin vekiller aracılığıyla yürütülmesi durumunda ise noter onaylı ve özel yetki içeren vekaletnamelerin ibraz edilmesi gerekiyor.
Özellikle kentsel gelişim aksları ve sahil şeritleri üzerinde kalan 2B parselleri yatırımcılar için yüksek getiri potansiyeli barındırsa da nihai alım kararı öncesinde hukuki durumun çok yönlü incelenmesi kritik önem taşıyor.
Alıcıların güncel tapu kaydını; parsel üzerindeki haciz, ipotek, intifa veya şerh gibi yasal takyidatları; 2B devir işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediğini ve Hazine’ye yönelik herhangi bir taksit veya bedel borcunun kalıp kalmadığını detaylıca araştırması gerekiyor.
Bununla birlikte geçmişten gelen zilyetlik hak iddiaları, devam eden mülkiyet davaları, arazinin resmi imar durumu ve koruma havzası sınırları gibi unsurlar da göz ardı edilmemeli.
Yalnızca ucuzluk veya lokasyon cazibesine kapılarak hareket edilmesi telafisi güç hak ve maddi kayıplara yol açabileceğinden; satın alma öncesinde ilgili belediye, kadastro ve tapu kayıtlarının incelenmesi ile birlikte bir hukukçu, harita mühendisi ya da gayrimenkul değerleme uzmanının görüşüne başvurulması tavsiye ediliyor.