Saint-Gobain Construction Talks Türkiye’de deprem direnci ve iklim krizi masaya yatırıldı.
Küresel ölçekte sürdürülebilir inşaat çözümlerine odaklanan uluslararası buluşma serisi Saint-Gobain Construction Talks, Paris’teki ilk etkinliğinin ardından bu kez Türkiye’deki yapı profesyonellerini, karar vericileri ve akademisyenleri bir araya getirdi.
Türkiye’nin en acil iki gündem maddesi olan deprem dayanıklılığı ve karbon emisyonlarının azaltılması, sektör paydaşlarının ortak sorumluluk bilinciyle değerlendirildi.
Etkinliğin açılışında söz alan Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, yapı sektörünün bugün iki dev sınavla eş zamanlı yüzleştiğini vurguladı.
Küresel karbon salımının yaklaşık yüzde 40’ından inşaat ve binaların sorumlu olduğunu hatırlatan Savcı, Türkiye özelinde deprem güvenliğinin ise ertelenemez hayati bir zorunluluk olduğunu belirtti. Savcı, Antalya’da gerçekleşecek COP31 öncesinde sektörün yol haritasını netleştirmeyi hedeflediklerini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Depreme karşı dayanıklı yapılar inşa etmek bir lüks değil, geleceğimiz için temel bir gereklilik. Aynı zamanda bu yapıların karbon ayak izini minimuma indirmek zorundayız. Bu köklü dönüşümü tek bir aktörün başarması imkânsız; kamu, sivil toplum, üretici ve tasarımcıların aynı hedef etrafında kenetlenmesi şart.”
Mimar Sedat Bayrak ise 30 ülkede on binlerce katılımcıyla hazırlanan küresel Barometre araştırmasının sonuçlarını aktararak, Türkiye’de sürdürülebilirlik bilincinin yükseldiğini ancak bunun sahada somut adımlara dönüşmesinde halen hızlanmaya ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Ilgaz Gürsoy moderatörlüğünde düzenlenen “Türkiye’nin Deprem Sınavı” panelinde, yapı stokunun mevcut durumu ve kentsel dönüşümün sadece bina yıkıp yeniden yapmaktan ibaret olamayacağı tartışıldı.
-Risk Tespiti Hızlandırılmalı: İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper İlki, 6 Şubat depremlerinin mevcut yapı kalitesindeki zaafları bir kez daha gösterdiğini hatırlattı.
Özellikle İstanbul’da 2000 öncesi inşa edilen binaların ciddi risk taşıdığını belirten İlki, klasik mevzuat süreçleriyle tüm stokun incelenmesinin on yıllar alacağına dikkat çekerek hızlı ve pratik tarama yöntemlerinin devreye alınması gerektiğini savundu.
-Uygulama Kalitesi ve Nitelikli İş Gücü: Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Maraşlı, güvenli yapılaşmanın sırf ileri teknolojiden ibaret olmadığını, sahada doğru uygulama ve yetkin iş gücüyle desteklenmeyen projelerin risk yaratmaya devam edeceğini dile getirdi.
-Geçmişin Hatalarından Ders Çıkarmak: Mimar Nevzat Sayın ise 1950’lerden bu yana süregelen plansız kentleşme ve denetimsizlik alışkanlığının bugünkü tabloyu yarattığını belirterek, geleceğin kentlerinin tasarım aşamasından itibaren sıkı denetim ve doğru mimari kararlarla şekillenmesi gerektiğini vurguladı.
DEPREM VE İKLİM KRİZİ BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ
DEPREM RİSKİ VE BÜTÜNCÜL KENTSEL DÖNÜŞÜM