Bir daireyi gezdiniz ve içinizden “Evet, burası olabilir” dediniz.
Çoğu alıcı için bundan sonraki ilk düşünce fiyat teklif etmek, pazarlık yapmak ve ardından kapora vermektir.
Oysa benim deneyimimde, bir gayrimenkul satın alırken en dikkatli olunması gereken dönem tam da daireyi beğendikten sonraki bu aşamadır.
Çünkü beğenmek satın alma kararını hızlandırabilir. Ama doğru bir satın alma kararı yalnızca evi beğenmekten ibaret değildir.
İlanda gördüğünüz satış fiyatı, o gayrimenkulün piyasa değeri anlamına gelmez.
Aynı bölgedeki benzer daireler önemli bir göstergedir; ancak bina yaşı ve niteliği, kat, cephe, manzara, plan, fiziksel durum, otopark, ortak alanlar ve tadilat ihtiyacı da birlikte değerlendirilmelidir.
Mimar ve gayrimenkul danışmanı olarak benim özellikle dikkat ettiğim noktalardan biri de budur: Aynı metrekaredeki iki dairenin kullanım ve yaşam değeri aynı olmayabilir.
Bu nedenle teklif vermeden önce yalnızca:
“Bu ev kaç para?”
“Bu bütçeyle başka ne alabilirim?”
sorusunu da sormak gerekir.
Satıcının beklentisi, taşınmazın ne kadar süredir satışta olduğu, piyasadaki alternatifler, gayrimenkulün eksikleri ve alıcının ödeme/tapu takvimi pazarlığın parçalarıdır.
Bazen hızlı ödeme veya hızlı tapu, satıcı açısından fiyat kadar önemli olabilir.
Bu nedenle iyi bir pazarlığın önemli parçalarından biri teklif stratejisidir.
Fiyatta anlaşmaya yaklaşıldığında sıra satın aldığınız gayrimenkulün bilgilerine gelir.
Tapudaki bağımsız bölüm, taşınmazın niteliği ve tapu üzerindeki takyidatlar gibi bilgiler satıştan önce kontrol edilmelidir.
Hukuki değerlendirme gerektiren bir durum varsa konu elbette ilgili hukuk uzmanına taşınmalıdır.
İlk gösterimde çoğumuz eve “Burada yaşar mıyım?” diye bakarız.
Satın almaya karar verdikten sonra ise sorular değişmeli:
Tadilat gerekiyor mu? Sabit mobilyalar ve demirbaşlar hangi durumda? Pencereler, zeminler ve ıslak hacimlerde sorun var mı? Binanın ortak alanlarının durumu nasıl?
Çünkü satın aldıktan sonra bunların maliyeti artık satıcının değil, sizin maliyetinizdir.
Kapora gönderildiğinde alıcı psikolojik olarak da işleme bağlanmaya başlar.
Bu nedenle para göndermeden ve imza atmadan önce; ödenecek tutarın ne olduğu, kime yatırıldığı, satış bedelinden nasıl düşüleceği, taraflardan birinin vazgeçmesi halinde ne olacağı ve hizmet bedelinin hangi koşullarda ödeneceği anlaşılmış olmalıdır.
Satış bedelinin nasıl ödeneceği, tapu harçlarının paylaşımı, tapu tarihi, anahtar teslimi ve evde kalacak demirbaşlar mümkün olduğunca işlemden önce netleştirilmelidir.
Çünkü gayrimenkul satın alma süreci “konuştuk, anlaştık” cümlesiyle değil, koşulların açık olmasıyla sağlıklı ilerler.
Portföyü pazarlayan danışman satış sürecini yürütür. Alıcı danışmanı ise sürece sizin tarafınızdan bakar; fiyatın ve alternatiflerin değerlendirilmesinden teklif ve pazarlığa, işlem ve teslim sürecine kadar satın alma sürecini sizinle birlikte yönetir.
Gayrimenkulü internette kendiniz bulmuş olmanız da bunu değiştirmez.
Ancak burada zamanlama önemlidir:
Ciddi olarak ilgilendiğiniz bir gayrimenkul bulduğunuzda, evi görmeye gitmeden ve portföy danışmanıyla satın alma görüşmelerine başlamadan önce kendi danışmanınızla iletişime geçmeniz en sağlıklı yoldur.
Daireyi beğenin → fiyatını ve alternatiflerini değerlendirin → teklif stratejinizi belirleyin → taşınmaz bilgilerini inceleyin → daireye yeniden, bu kez mal sahibi gözüyle bakın → kapora ve sözleşme koşullarını anlayın → ödeme, tapu ve teslim şartlarını netleştirin.
Bir evi bulmak bazen işin en kolay kısmıdır.
Asıl iş, “Bu evi istiyorum” dediğiniz andan tapuyu aldığınız ana kadar doğru kararlarla ilerlemektir.
Evi siz bulabilirsiniz. Satın alma sürecini yalnız yürütmek zorunda değilsiniz.
İstenen satış fiyatı gerçekten doğru mu?
Pazarlık yalnızca “ne kadar indirim alırım?” değildir
Tapu ve taşınmazla ilgili bilgileri kontrol ettiniz mi?
Daireye artık “alıcı gözüyle” değil, “mal sahibi gözüyle” bakın
Kapora vermeden önce neye para verdiğinizi bilin
Tapu günü kadar teslim gününü de konuşun
Peki bütün bu süreci tek başınıza yürütmek zorunda mısınız?
Kısaca yol haritası