Şehirlerin içinde büyüyen tehlike: Sanayi tesisleri için Seveso alarmı!

Bir zamanlar kentlerin dışında kurulan kimya fabrikaları, depolar ve tehlikeli madde tesisleri, şehirlerin büyümesiyle birlikte konut, okul ve hastanelerle komşu hale geldi. Uzmanlara göre olası bir yangın, patlama veya kimyasal...

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir zamanlar kentlerin dışında kurulan kimya fabrikaları, depolar ve tehlikeli madde tesisleri, şehirlerin büyümesiyle birlikte konut, okul ve hastanelerle komşu hale geldi. Uzmanlara göre olası bir yangın, patlama veya kimyasal sızıntının etkileri artık tesis sınırlarını aşarak geniş yerleşim alanlarını tehdit edebilir. Türkiye’de bu risklere karşı BEKRA mevzuatı uygulanırken, uzmanlar yasal düzenlemelerin yanı sıra proaktif endüstriyel yangın güvenliğinin de kritik olduğuna dikkat çekiyor.

Sanayi tesisleri kentlerin arasında kaldı

Hızlı nüfus artışı ve plansız kentleşme, geçmişte şehir merkezlerinin dışında konumlandırılan birçok sanayi tesisinin bugün yaşam alanlarıyla iç içe geçmesine neden oldu.

Kimya fabrikaları, akaryakıt depoları, üretim tesisleri ve tehlikeli madde depolarının konut bölgelerine yakınlaşması, olası endüstriyel kazaların yaratabileceği riski de büyüttü.

Bir tesiste meydana gelebilecek büyük çaplı yangın, patlama veya kimyasal sızıntı yalnızca işletmeyle sınırlı kalmayabilir. Kazanın çevredeki tesislere ve yerleşim alanlarına yayılması, binlerce kişinin güvenliğini tehdit edebilir.

Özellikle birbirine yakın konumlanan yüksek riskli işletmelerde bir kazanın başka bir tesiste yeni bir kazayı tetiklemesiyle ortaya çıkabilecek “domino etkisi”, kent güvenliği açısından önemli risk başlıklarından biri olarak gösteriliyor.

Seveso’dan BEKRA’ya uzanan güvenlik zinciri

Endüstriyel kazaların kentler üzerindeki etkisine ilişkin en önemli dönüm noktalarından biri, 1976 yılında İtalya’nın Seveso kentinde yaşanan kimyasal kaza oldu. Bir kimya tesisindeki kazanın ardından geniş bir bölgenin toksik maddelerden etkilenmesi, Avrupa’da büyük endüstriyel kazalara yönelik güvenlik yaklaşımının yeniden şekillenmesine yol açtı.

Bu sürecin devamında oluşturulan Seveso III Direktifi, tehlikeli maddelerin miktarı ve özelliklerine göre tesislerin sınıflandırılmasını, büyük endüstriyel kazaların önlenmesini ve meydana gelebilecek kazaların etkilerinin azaltılmasını hedefliyor. Düzenleme aynı zamanda arazi kullanım planlamasında endüstriyel risklerin dikkate alınmasını öngörüyor.

Türkiye’de ise bu yaklaşım Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik (BEKRA) kapsamında uygulanıyor.

Tesisler risk seviyelerine göre sınıflandırılıyor

BEKRA kapsamında belirli eşik değerlerin üzerinde tehlikeli madde bulunduran sanayi tesislerine çeşitli güvenlik yükümlülükleri getiriliyor.

Tesisler, bulundurdukları tehlikeli maddelerin türü ve miktarına göre “Alt Seviyeli” veya “Üst Seviyeli” kuruluş olarak sınıflandırılıyor.

Özellikle üst seviyeli kuruluşlarda risklerin belirlenmesi, güvenlik yönetim sistemlerinin oluşturulması, acil durumlara hazırlık yapılması ve mevzuatta öngörülen güvenlik dokümanlarının hazırlanması büyük önem taşıyor.

Yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya denetimlerde gerekli güvenlik koşullarını karşılamadığı belirlenen tesisler için faaliyetin durdurulmasına kadar uzanan yaptırımlar uygulanabiliyor.

Ancak sanayi tesislerinin zamanla yerleşim alanlarıyla yakınlaşması, konuyu yalnızca işletmelerin güvenliği olmaktan çıkarıyor. Endüstriyel riskler aynı zamanda kent planlaması ve kamu güvenliği açısından da değerlendirilmesi gereken bir başlık haline geliyor.

2025’te 755 endüstriyel yangın ve patlama

Türkiye’deki veriler ise endüstriyel yangın ve patlama riskinin devam ettiğini gösteriyor.

Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin tespitlerine göre, 2025 yılında Türkiye genelinde 755 endüstriyel yangın ve patlama meydana geldi. Bu olayların 700’ü yangın, 55’i ise patlama olarak kayıtlara geçti.

Kazalarda 20 işçi hayatını kaybederken, 173 işçi yaralandı. Yangınların ardından ortaya çıkan duman ve zararlı gazlardan etkilenen çok sayıda kişiye de olay yerinde müdahale edildi.

Endüstriyel yangın ve patlamaların sektörlere göre dağılımında metal sektörü yüzde 19 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 18 ile ağaç, kâğıt ve mobilya, yüzde 17 ile tekstil, yüzde 12 ile kauçuk ve plastik ve yüzde 9 ile gıda sektörü izledi.

Veriler, endüstriyel yangın riskinin yalnızca kimya veya petrokimya tesisleriyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

“Mevzuata uyum tek başına yeterli değil”

Türkiye’nin ilk ve tek endüstriyel itfaiye şirketi Falckon’un Genel Müdürü Anıl Yamaner, tehlikeli kimyasallarla çalışan ve yüksek miktarda yanıcı, parlayıcı veya patlayıcı madde bulunduran işletmelerin Seveso III ve BEKRA kapsamındaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

Yamaner, mevzuata uyumun yanı sıra çalışanların eğitimi, risklerin sürekli izlenmesi ve acil durumlara hazırlığın da güvenliğin temel unsurları olduğunu söyledi.

“Tehlikeli kimyasal bulunduran, üreten veya işleyen bütün tesislerin Seveso Direktifi ve BEKRA yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor. Ancak mevzuata uygun bir tesis kurmak tek başına yeterli değil. Çalışanların ve yöneticilerin güvenlik prosedürlerini doğru uygulaması, risklerin sürekli izlenmesi ve ekiplerin olası bir acil duruma her an hazır olması gerekiyor.”

Endüstriyel yangınlarda ilk dakikalar belirleyici

Fabrika ve üretim tesislerindeki yangınlar, standart bina yangınlarından farklı riskler taşıyor. Kullanılan kimyasallar, üretim süreçleri, basınçlı sistemler ve enerji kaynakları müdahale yöntemini doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle yüksek riskli tesislerde yalnızca yangın çıktıktan sonra müdahale edilmesine dayalı yaklaşım yerine, yangının ortaya çıkmasını önlemeye ve başlangıç aşamasında kontrol altına almaya yönelik proaktif güvenlik sistemi önem kazanıyor.

Endüstriyel itfaiye ekiplerinin yalnızca yangın söndürme görevi üstlenmediğine dikkat çekilirken; risk analizi, önleyici kontroller, çalışan eğitimleri ve düzenli tatbikatların da güvenlik zincirinin önemli parçaları olduğu belirtiliyor.

“Yangın çıkarsa ne yaparız?” yerine “Yangını nasıl önleriz?”

Endüstriyel yangınlarda müdahale süresinin olayın boyutunu belirleyen en kritik unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiliyor.

Yangının ilk dakikalarında gerçekleştirilecek doğru müdahalenin, küçük bir olayın bütün tesisi etkileyebilecek büyük bir kazaya dönüşmesini engelleyebileceği belirtiliyor. Yangın büyüdükçe sıcaklık ve duman yoğunluğu artarken, müdahale koşulları da zorlaşıyor.

Falckon Genel Müdürü Yamaner’e göre bu nedenle yüksek riskli tesislerde, işletmenin üretim süreçlerini ve risk noktalarını bilen uzman ekiplerin sürekli hazır bulunması gerekiyor.

Yamaner, endüstriyel güvenlik anlayışının “olay olduktan sonra müdahale” modelinden “olay meydana gelmeden önleme” yaklaşımına dönüşmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Endüstriyel itfaiyeciliğin temel amacı yangını söndürmekten önce yangının çıkmasını engellemektir. Yangın meydana gelmişse hedef, olaya mümkün olan en erken aşamada doğru ekip ve doğru yöntemle müdahale ederek büyümesini önlemektir. Her fabrikanın üretim prosesi ve risk haritası farklıdır. Bu nedenle her endüstriyel yangına aynı yöntemle müdahale edilemez.”

Kent güvenliğinde yeni sınav: Sanayi ve yaşam alanları

Kentlerin büyümesiyle sanayi tesisleri ile yaşam alanları arasındaki mesafenin azalması, endüstriyel güvenliği yalnızca işletmelerin sorumluluğunda olan bir konu olmaktan çıkarıyor.

Uzmanlara göre Seveso III ve BEKRA kapsamında belirlenen kuralların uygulanmasının yanı sıra yüksek riskli tesislerin düzenli denetlenmesi, şehir planlamasında güvenlik mesafelerinin korunması, çalışanların sürekli eğitilmesi ve tesislerin kendi risklerine uygun profesyonel yangın önleme sistemlerine sahip olması gerekiyor.

Bu noktada endüstriyel güvenlik anlayışında da önemli bir değişim öne çıkıyor: Amaç yalnızca yangına müdahale etmek değil, yangının meydana gelmesini ve büyümesini mümkün olduğunca engellemek.

Yamaner’in ifadesiyle, kentlerin içinde kalan sanayi tesislerinde artık sorulması gereken soru “Yangın çıkarsa nasıl söndürürüz?” değil, “Yangının çıkmasını ve büyümesini nasıl engelleriz?” olmalı.

Şehirlerin içinde büyüyen tehlike: Sanayi tesisleri için Seveso alarmı! yazısı ilk olarak EmlakDream‘de yayımlanmıştır.

Emlak Dream

Şehirlerin içinde büyüyen tehlike: Sanayi tesisleri için Seveso alarmı!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Emlak Haber Al ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir