Muhdesat, özellikle arsa ve arazi üzerindeki binaların ya da dikili unsurların aidiyetinin belirlenmesi gereken durumlarda karşılaşılan bir kavramdır.
Arsa ve arazi alım satımlarında, miras paylaşımında ya da kamulaştırma süreçlerinde sıklıkla karşılaşılan hukuki terimlerin başında muhdesat geliyor. Taşınmaz üzerindeki hak sahipliğini doğrudan ilgilendiren bu kavram, arazinin üzerindeki yapılar ile zeminin mülkiyeti arasındaki hukuki bağı belirliyor.
Hukuki anlamda muhdesat; bir arazi veya arsa üzerinde sonradan inşa edilen bina, fabrika, kuyu, istinat duvarı gibi yapay tesisler ile dikilen ağaç, bağ ve bahçe gibi unsurları ifade ediyor.
Türk Medeni Kanunu prensiplerine göre bu unsurlar üzerinde bulundukları arazinin bütünleyici parçası sayılıyor ve kural olarak araziden bağımsız müstakil bir taşınmaz niteliği taşımıyor. Ancak uygulamada yapıyı inşa eden ya da ağaçları diken kişi ile arazinin resmî maliki her zaman aynı kişi olmayabiliyor.
Bu ayrım özellikle paylı veya elbirliği mülkiyetinde hissedarlardan birinin araziye yapı yapması durumunda, ortaklığın giderilmesi davalarında taşınmaz satışı yoluyla paylaştırma yapılırken ve idarenin gerçekleştirdiği kamulaştırma işlemlerinde büyük önem kazanıyor.
Muhdesatı meydana getiren kişinin resmî olarak belirlenmesi, taşınmazın tasfiyesinde ya da satışında ortaya çıkacak bedelin adil biçimde paylaştırılmasını sağlıyor.
Bir taşınmazın tapu kütüğünde muhdesat kaydına yer verilmesi ise arazi üzerindeki yapı, tesis veya ağaçların kime ait olduğuna dair fiilî durumun resmî sicile işlendiğini gösteriyor.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesi gereğince, kadastro çalışmaları sırasında tespit edilen yapay veya dikili unsurların sahibi, cinsi, inşa tarihi ve edinme sebebi tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh düşülebiliyor.