Türkiye’de yüksek faiz dönemi yatırım tercihlerini değiştirirken, faiz indirimleriyle birlikte birikimlerin hangi alanlara yöneleceği merak konusu oldu. Mevduatın cazibesinin azalması halinde borsa, altın, yatırım fonları ve özellikle konut yeniden yatırımcıların radarına girebilir. Uzmanlara göre ise faizlerin düşmesi tek başına konut fiyatlarının hızla yükseleceği anlamına gelmiyor.
Faiz indirimi yatırım tercihlerini değiştirebilir
Yüksek enflasyon ve faizlerin yanı sıra döviz kuru, altın fiyatları, borsadaki dalgalanmalar ve gayrimenkul fiyatlarındaki artış yatırım kararlarını zorlaştırıyor. Son dönemde yatırımcıların önceliği yüksek kazançtan çok birikimlerini korumak olurken, faizlerin gerilemesiyle birlikte yeni bir dönem başlayabilir.
Yüksek faiz ortamında yatırımcıların önemli bölümü mevduat ve para piyasası fonları gibi daha düşük riskli araçlara yöneldi. Ancak faizlerin düşmesi, bu araçların sunduğu getiriyi de aşağı çekerek birikimlerin alternatif yatırım alanlarına kaymasına neden olabilir.
Konut yeniden öne çıkabilir
Faizlerin gerilemesiyle birlikte yatırımcıların yeniden değerlendirebileceği alanların başında konut geliyor.
Konut kredisi maliyetlerinin düşmesi, krediye erişimin kolaylaşması ve satın alma gücünün desteklenmesi halinde konut talebinde hareketlilik yaşanabilir. Ancak yalnızca faiz indirimi beklentisiyle konut fiyatlarının yükseleceği düşüncesiyle hareket etmek risk taşıyor.
Bir konutun yatırım değerini yalnızca gelecekteki satış fiyatı belirlemiyor. Konutun bulunduğu bölgenin gelişim potansiyeli, kira getirisi, ulaşım olanakları ve satın alma maliyeti de yatırım kararında dikkate alınması gereken unsurlar arasında bulunuyor.
Faiz düşerse borsa da hareketlenebilir
Faizlerdeki düşüş, mevduat getirilerinin azalması nedeniyle borsaya olan ilgiyi de artırabilir. Bunun yanında şirketlerin finansman maliyetlerinin gerilemesi ve ekonomik aktivitenin canlanması, hisse senetlerini destekleyebilir.
Ancak faiz indirimi otomatik olarak tüm hisselerin yükseleceği anlamına gelmiyor. Faizlerin hangi ekonomik koşullar altında düşürüldüğü ve şirketlerin kârlılık performansı yatırımcı açısından belirleyici olacak.
Borsa İstanbul’un ağustos ayını yüzde 6,5 yükselişle 14.334 puandan tamamlaması da hisse senetlerine yönelik ilgiyi gösteren gelişmelerden biri oldu.
Altın ve dövizde farklı dinamikler var
Altın, Türkiye’de hem geleneksel birikim aracı hem de belirsizlik dönemlerinde portföyü koruma amacıyla tercih ediliyor. Gram altının performansında ons altın fiyatının yanı sıra dolar/TL kuru da belirleyici oluyor.
Döviz ise çoğu yatırımcı tarafından ağırlıklı olarak satın alma gücünü koruma aracı olarak değerlendiriliyor. Ancak kurun enflasyonun altında kaldığı dönemlerde dövizdeki nominal yükseliş, yatırımcıya reel kazanç sağlamayabiliyor.
Yatırımcı için en büyük risk yanlış zamanda hareket etmek
Faizlerin düşmesiyle birlikte mevduattan çıkacak paranın tek bir yatırım aracına yönelmesi beklenmiyor. Birikimlerin bir bölümü konut, borsa, altın ve yatırım fonları gibi farklı alanlara dağılabilir.
Bu noktada yatırımcı açısından en önemli konu, geçmişte en fazla kazandıran araca bütün birikimle yönelmemek. Özellikle fiyatların hızlı yükseldiği dönemlerde yatırımcıların piyasaya geç girme riski artıyor.
Konut başta olmak üzere yatırım kararında yalnızca ne kadar kazanılabileceği değil, ne kadar kaybın göze alınabileceği ve paraya ne zaman ihtiyaç duyulacağı da dikkate alınmalı. Farklı yatırım araçları arasında çeşitlendirme yapmak ise tek bir yanlış kararın bütün birikimi etkilemesini önleyebilir.
Faizler Düşerse Para Konuta mı Gidecek? Yatırımcının Yeni Rotası Belli Oluyor.. yazısı ilk olarak EmlakDream‘de yayımlanmıştır.